Minyatürlerle Osmanlı Devri Türk Okçuluğu Sergisi Açıldı

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yer alan Gül Baba Vakfı ile Türkiye Okçular Vakfı müştereken gerek Macar-Türk dostluğu ve ilişkilerini pekiştirmek gerekse de iki ülke arasındaki ortak tarihi mirası ve birlikteliği vurgulamak adına “Minyatürlerle Osmanlı Devri Türk Okçuluğu” isimli bir sergi düzenledi. Sergi 7 Haziran Perşembe günü Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile açıldı.

Okumaya devam et “Minyatürlerle Osmanlı Devri Türk Okçuluğu Sergisi Açıldı”

Osmanlı Öncesi Okçuluk Tarihi

Ok ve yay, tarih öncesi devirlerden beri savaş aleti olarak kullanılmış ve pek çok toplum tarafından gücün sembolü olarak görülmüştür. Her ne kadar Mısır, Asur, Hitit ve Çin medeniyetlerinde farklı form ve alanlarda kullanılmış olsa da en gelişmiş haline Orta Asya bozkır kavimleri ile ulaşmıştır. Hiç şüphesiz bu durumun oluşmasında Türklerin karakteristik özellikleri etkili olmuş, tıpkı Mısırlıların piramit inşa etmeleri ve Venediklilerin gemicilik ve deniz ticareti vasıfları ile mümeyyiz olmaları gibi Türkler de harp sanatı ve savaş strateji ve teknikleri hususunda öne çıkmışlardır. Nitekim siyasi ve askeri başarılar da bu durumun en açık göstergesi olmuştur.

Okumaya devam et “Osmanlı Öncesi Okçuluk Tarihi”

Osmanlı Devri Okmeydanları ve İstanbul Okçular Tekkesi

Kabaca okçulukla ilgili bir spor kulübü olarak ifade edebileceğimiz İstanbul Okçular Tekkesi’nin 15. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış olmasının altında, Türk milletinin, tarihi, kültürel ve sosyal kodlarına sinmiş binlerce yıllık bir birikimin varlığı söz konusudur. Okçuluk konusu düşünüldüğünde bu birikim daha çok askeri bir anlam taşır. Bu bağlamda Osmanlı devri Türk okçuluğunun geldiği seviyeyi göstermesi açısından oldukça önemli olan, okmeydanları ve İstanbul Okçular Tekkesi’nin varlığı, Türk toplumunun “asker millet” olma vasfının da aynı zamanda bir göstergesidir.

Okumaya devam et “Osmanlı Devri Okmeydanları ve İstanbul Okçular Tekkesi”

Tozkoparan İskender ile Okçular Tekkesi – Mehtap Şenkaya

Hayal Eden Tüm Kemankeşler İçin
“Sen ok ve yayı bir gün bırakırsan, onlar seni on gün bırakır evlat.” Şeyh Hamdullah
Küçük İskender, o kadar mutluydu ki yerinde duramıyordu. Bir ara koşmaya başladı. Koşarken önüne bakmadığı için Şeyh’e çarptı. Meydan Şeyh’i bana sordu:
-İskender, bu çocuk kimdir?

Okumaya devam et “Tozkoparan İskender ile Okçular Tekkesi – Mehtap Şenkaya”

Benim Adım Tozkoparan İskender – Mehtap Şenkaya

Hayal Eden Tüm Kemankeşler İçin
Ok, tabiilik ve esaretin, yay ise metbûluk ve üstünlüğün göstergesidir. Göktürk Devleti
“Cuma gününün verdiği mutluluk olsa gerek içimizde bambaşka bir huzur vardı. Taşı kaldırmak imkansız görünürken kalabalıktaki ses tekrar yükselmişti. Herkes sessizce geri çekilmiş, nefesini tutarak bana bakıyorlardı. O anda hiç düşünmeden, içimdeki sonsuz bir cesaretle, taşın halkasına yapıştığım gibi taşı üç defa göğsüme kadar çıkarıp yere vurdum. Gözüm kimseyi görmüyordu.

Okumaya devam et “Benim Adım Tozkoparan İskender – Mehtap Şenkaya”

Tuna ile Dicle Kemankeş Sırrının Peşinde – Meryem Uçar

Tuna, arkadaşı Dicle ve ablası Sude ile okçuluk kursuna yazılır. Tuna’nın merak ettiği şey okçuluk öğrenmekten çok kemankeş sırrıdır. Bu sırrı öğrenmek için ejderhalarla bile dövüşmeye hazırdır. Tuna, Dicle ve Sude’yi kemankeş sırrını öğrenme yolunda zorlu bir mücadele mi beklemektedir?

Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)

Okumaya devam et “Tuna ile Dicle Kemankeş Sırrının Peşinde – Meryem Uçar”